|
“GİRİTLİ”nin “tiryakisi” olacağız nasıl olsa, Ayşe Şensılay’a soracağız,
“Ellerine sağlık, peki nereden aklına geldi bu iş?” diye. İyisi
mi, gelin, biz sormadan o anlatsın öyküsünü...
“GİRİTLİ RESTORAN” ı, Giritli bir ailenin kızı olan
Ayşe Şensılay kurmuş olup, mutfakta “Şef” liği de bizzat kendisi
yapıyor...
PEKİ AYŞE ŞENSILAY KİM?
16
yaşında iken otelci olmaya karar verdim ve Boğaziçi Üniversitesi Turizm
ve Otelcilik Bölümü’nde okuyup otelci oldum. Çeşitli otellerde çalıştım.
Otelcilik hayatım boyunca bana kalan bütün zamanlarımı şeflerin izinleri
ile mutfaklarda geçirdiğimi farkettim. Körfez krizinden sonra bir motel
kiralayıp, işletmek üzere gittiğim Bodrum Türkbükü’nde lokantacı olmayı
tercih ettim. 8 mevsimdir Bodrum’dayız. Geçen kış Ankara şubemizi açtık.
Bu kış da artık İstanbul’a gelmemiz gerektiğini düşündük. “İstanbul GİRİTLİ”nin
içine yakışacağı bundan daha güzel bir mekân olamayacağını düşündüğüm
için de işte burada, Ahırkapı’da, Armada Ailesi içindeyiz...
Mutfakta “Ş e f” benim ve bu işi gerçekten severek
yapmak isteyen gençleri yanıma alıp, okullardaki gibi eğitiyorum
ve hep beraber uyumlu bir ekip ruhu içinde çalışıyoruz.
NEDEN “GİRİTLİ” ?
Büyük dedem Girit’den gelmiş. Girit mutfağını da
aileye taşımış. Bunu paylaşmak istedim. Ama asıl neden, dünyanın
en sağlıklı mutfak olarak yıllardan beri kabul ettiği bir gerçeğin,
yani “balık, zeytinyağ, ot = sağlıklı yaşam”ın artık bizlerin de
yaşamına yerleşmesine katkıda bulunmak doğrusu...
GİRİT MUTFAĞININ ÖZELLİĞİ NE?
Tarih boyunca yaşanan istilalar, katlanılan onca
zulüm sonucu Girit halkının elinde ve doğada ne varsa değerlendirip,
yemek yapması, özellikle de otlar konusundaki yaratıcı dehasına
hayranım. Girit mutfağında “sınır yok”! Çünkü baharda papatya tomurcuğundan
bile yemek yapıyoruz. Her gün ayrı bir köyün pazarına gittiğim Bodrum’da
bahar ayları benim için bir cennet. Bazı günler, pazara ayak atar
atmaz gördüğüm otlar karşısındaki tepki, sanki limon gören kimselerinki
gibidir... Öyle günler 16-17 çeşide varan tadımlıklar yaparız. Mutfakta
beraber çalıştığım ve yetiştirdiğim “çocuklarım”; -ben elemanlarıma
böyle hitap ediyorum- hemen gerçeği anlayıp “–Eyvah, bahar gerçekten
gelmiş” der... |